21 Mayıs 2012 Pazartesi

SERGİMİZDEN.

Merhabalar; herkese güzel bir hafta diliyorum. çok sık yazamasam da,
yaptıklarımı sizlerle paylaşmak beni mutlu ediyor. peş peşe açılan sergiler, hazırlıklar bizi yordu ama deydi.Sayın il Müdürümüz den sayın kaymakamımız dan çok güzel övgüler aldık.Bizi onurlandırdılar.kendilerine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.Bu yıl sergimizin konusu. Yaşam boyu aile, idi.Bizde konuya uygun resimler hazırlamaya çalıştık.Çok takdir gördük, beğenildik.Çok mutluyum.Rabbim kısmet ederse bir gün kendi kişisel sergimi kimsesiz çocuklar için yapmak istiyorum.





Dünya da ANNE sütünün önemi (Yorumlarınızı bekliyorum)



İki Sevgilinin Aile kurup bebek sahibi olma hayali (yoruma açık)

Dünden bu güne: Bu resim de.. Önce Anne çocuğunu öpüyor. Sonra da çocuğu annesini öpüyor.(Yorumlarınızı bekliyorum)


Doğumdan ölüme hayat ağacı: (
Yorumu siz değerli dostlarıma bırakıyorum)



Bu ninem de, geriye bakıp geçmişini düşünüyor.Gelin olduğu günü,çocuklarının doğumunu, sünnetini, bir zamanlar kalabalık olan ailesini, kalabalık sofrasını hayal ediyor..(yorumlarınızı bekliyorum)



                    


Aile

Sevginin de sevgisizliğin de temeli, 
Aile! 
Bunu; olumlu ya da olumsuz yönde yükseltmek, 
Kişinin kendi elinde, 
Bunun için ise; 
Yaşam boyu, 
Seçen ya da seçilen olmak yerine; 
Seçici olmak daha önemli!
şiir: Ziya kara 

               Resimlerin kopyalanması yasaktır...

                                 Diğer kişisel resimlerimizi zaman buldukça paylaşacam


20 Nisan 2012 Cuma

GÜMÜŞ İŞLEME (Telkari)





Telkari Nedir? 

Telkari' nin sözcük anlamı tel ile yapılan sanattır. Telkari'ye aynı zamanda 'vav işi' de denilmektedir. Bu isim, Osmanlıca vav harfinin, uygulamada motif olarak sıkça kullanılmasından dolayı verilmiştir. Fakat bu tanım, tel ile yapılan her sanatsal çalışmanın telkari olduğu anlamını doğurmaz. Örnek olarak, 'Trabzon işi' hasır örgü bileziğe tel ile yapılmasına rağmen telkari denilmez. Yine, ağaç üzerine yollar açıp içine döverek tel gömme işinin de telkari olduğu sanılmaktadır; oysa bunun adı 'tenzil' sanatıdır. 
Telkari sanatının bir diğer anılma biçimi de çift işi'dir. Bu ismin kaynağı ise, işin yapımı sırasında parçaların teker teker bir araya getirilmesinde kullanılan, cımbıza benzer ancak ucu daha ince olan ve 'çiff' olarak isimlendirilen alettir. 'Vav' ve 'çift işi' isimleri genellikle sanatkarlar, arasında kullanılır.










                                                               Resimler  Alıntıdır




Terk etmedi sevdan beni,

Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terk etmedi sevdan beni...

Ahmed Arif

19 Nisan 2012 Perşembe

BAHAR OLSUN.




Günaydın gelincik, nasılsın?
Neden boynun bükük yaprakların sarı
Seni vuran yağmur mu yoksa soğuk mu?
Yoksa toprakların mı kurak
Ya da adını bilmediğin diyarlardan
Hüzün mü saldılar damarlarına?
Ağlama be gelincik
Kanatma yüreğimi
Ben, sonbaharken yeterince yağıyorum
Sen bari gökyüzü me umut ol.
Yapraklarına can gelsin
Hayatımıza neşe
Ben sonbahar ken,
Sen hep o narin gelincik kal
Yapraklarında gülücük,
Mevsiminde hep bahar olsun..


Tunahan Ermihan


13 Nisan 2012 Cuma

YAKMA RESİM SANATI.


Yakma resim ( pyrogravure ) tekniği Antik çağlardan bu yana kullanılmıştır.Gölgelendirme tekniği olarak adlandırılan çalışmalar öncelikle ahşap olmak üzere çeşitli malzemelerin kızgın metal kalemlerle yakılıp işlenmesi ile yapılır.

Çalışmalar, dekoratif Sanat olarak tanınmıştır. Ancak günümüzde plastik sanatlarda ve resim çalışmalarında da kullanılmaya başlanmıştır. Siyah,Kahverengi ve bu renklerin tonlarının verilebildiği çalışmalarda boyama işlemi de yapılabilir.
Osmanlı döneminde hayli ilgi gören bu sanat unutulmaya yüz tutmuşken yeniden ilgi görmeye başladı. Yapımı dikkat gerektiren, hata kabul etmeyen,öğrenilmesi zaman isteyen ahşap yakma sanatı ile eşi benzeri olmayan tablolar hazırlanabilir.





Sandal Sefası
Emirgan’da,Boğaz’da
Gül kokulu bir yazda
Tesadüftü biraz da
O hoş sandal sefası Okurmuştuk diz dize
El eleydik,göz göze
Aşkı sunmuştu bize
O hoş sandal sefası

Düştükçe suya kürek
Bir oldu iki yürek
Gözümde özleyerek
O hoş sandal sefası…
O beyaz martılarla
O hicaz şarkılarla
Gönlüme vurdu damga
O hoş sandal sefası
                                                   Tarık Çıtak

4 Nisan 2012 Çarşamba

Saraylar içinde,Sefil İstanbul



     Yağlı Boya Resim Çalışmam


    Saraylar içinde,Sefil İstanbul
  

    Ben benim ismimi,bilmezken daha
   Tek isim öğrendim,sendin İstanbul
İsmine derdiler,biçilmez paha
     Kaç ismi yazmadan,çizdin İstanbul

İsminmiydi seni,değerli kılan
     Kendine yetseydin,kendin İstanbul
  Oysa kurmuştum ben,aşk ile pilan
Kaç aşkı bitirdi,fendin İstanbul

          Bakma vurduğuma,hep isminden dem
Ol de olur herkes,kulun İstanbul
Kime ne söylesin,söyle bu adem
Kaç kişide kaldı,ruhun İstanbul

Yatıyor her yerde,varda yatırın
Yatan yatsın deyip,sindin İstanbul
Hangi yöne döndü,aşkın,hatırın
Kaç güzel insanı,sevdin İstanbul

    Sanmayasın senden,umarım medet
Hakkı bilene Hak,kefil İstanbul
Ben seninle sana,ararım medet
Saraylar içinde,sefil İstanbul
Güngör CELEP 

28 Mart 2012 Çarşamba

Kahve Bahane,Sanat Şahane

Kahve telvesi kullanarak yapılan şaheserler.

Eğer kahveyi çok seven, güne çay yerine kahveyle başlayanlardansanız, Sunshine Plata'nın sanatını da seveceksiniz. Ressam, yarattığı tablolarda malzeme olarak kahveyi kullanıyor. Nasıl mı?


Sunshine Plata'nın büyüleyici resimlerinde, dahiyane ve pek bir özgün yaratıcılığı kahvelerle dans ediyor.

Öncelikle kullandığı tekniğin ne olduğunu merak edenler (sulandırılmış kahve) Eline aldığı fırçayla yapmayacağı resim yok gibi! Daha çok masalsı anlatımların yer aldığı resimler yapmayı seven Plata, kahverengi sarı renkleri  tuvaline işliyor. 
Sulu boya yönteminde olduğu gibi dağılmamasına özen gösteren Plata'nın en çok hoşuna gidense, yaptığı resimlerde burnuna kaçınılmaz gelen kahve kokusu... 







                                                       alıntıdır

23 Mart 2012 Cuma

KALEM İŞİ (kalemkari)



Günümüzde yarı geçirgen kâğıtlara (eskiz kâğıdı) kurşun kalem yardımı ile çizilen kurallı ve gelenekli desenler, yarı geçirgen kâğıt üzerinde iğnelenerek delinmektedir. Uygulanacağı yüzeye; tercihen söğüt ağaçlarından elde edilen kömür tozundan yapılan tampon ile silkelenip (silkilip) yüzeye aktarılmakta. Daha sonra çeşitli renkler ile muhtelif fırçalar yardımı ile boyanıp, yine ince fırçalar ile kontürlenmesi (tahrirlenmesi) sonucu elde edilen süsleme tarzıdir.




Kalemişi Nedir?
Bir mimari eserde cami, türbe, mescid, saray, kasır, köşk, yalı v.b. gibi yapılarin kubbelerini, tavanlarını ve iç duvarlarını sıva, ahşap, bez, taş, deri gibi elemanlar üzerine renkli boyalar, kabartma ve bazen de altın varak kullanılarak ince uzun kıllı kalem tabiriyle fırçalarla yapılan süsleme sanatına denir. Bu tezyinatı yapan kişiye de kalemkar denir. Hem tarihsel öneme sahip yapılarda, hem de günümüz mekanlarında bu çalışmalar tarafımızdan uygulanmakta.




Alıntıdır

22 Mart 2012 Perşembe

İPEK BOYAMA (Batik)







PEK BOYAMA(BATİK)
Yapılışı
İpekli kumaşlarda boyama işlemi mutlaka kasnak kullanılarak yapılır. Kasnağa düzgün bir şekilde (en ve boy ipliklerine dikkat edilerek) gerilen kumaşın altına, yağlı kağıda koyu renk kalemle çizilmiş desen yerleştirilip iğnelenir. İpek boyası akıcı ve ışığı geçirme özelliğine sahip olduğu için boyanacak satıhların birbirinden ayrılması ve renklerin birbirlerine girmesini önlemek için kontur çekilmesi gerekir. Desen, değişik ipek kontur çeşitlerinden bir tanesi ile plastik bir tüp yardımıyla kumaşa geçirilir.
Daima nemli ipek üzerine boyamak gerekmektedir. İpek tüm boyama işlemi boyunca nemli olmalıdır. Kurumayı önlemek için boyama esnasında yanınızda daima su bulundurmalısınız. İşlemin başında, ipek ya kalın bir fırça ya da pamukla su vererek nemlendirilir. Açık renk boya esnasında gerektiği kadar nemlendirme tekrarlanır. Koyu renkler ise daha sonra açıklanacaktır. Kumaşın hiçbir kısmının kuru kalmamasına dikkat etmelisiniz.
Tuzlu batik: Kumaş ıslatılıp sıkılır fazla suyu alınarak elyafa serilir serbest boyanır üzerine çakıl tuzu serpilerek desen oluşumu takip edilerek kuruması beklenir. Kuruduktan sonra ütü ile sabitlenir sirkeli Vernelli suda yumuşatılır.
Bağlama batik: Bağlanır ıslatılıp sıkılır fazla suyu alınarak sıralı boyanır yavaş yavaş açılarak elyaf üzerinde kurutulur.
Kavanozlu batik: Kumaş ıslatılıp sıkılır dizilmiş olan kavanozların üzerine serilir. Paket lastiği ile bağlanarak boyanır ve çözülmeden kurutulur. Aklımıza gelen yeni şekillerle yeni teknikler üretebiliriz.


 Resimler alıntı

27 Şubat 2012 Pazartesi

Gül ve Bülbül Aşk-ı








Gül dedi Bülbül Gül'e,Gül gülmedi gitti Bülbül'e,Bülbül Gül'e Hasret,Gül Bülbül'e Cennet,
Gül dedi Bülbül Gül'e,Gül gülse de güzelliğine güzellik katsa diye bekler oldu Bülbül
Gül Kibirlendi Gülmedi Gitti Bülbül'e,Bülbül dedi Gül'e '' Güzelliğin On Para Etmez Bu Bendeki Aşk Olmasa '' Bunun üstüne Gül Bülbül'e Dedi '' Gülsüz bağda hiç Bülbül öter mi?''
Gül Sustu,Bülbül Sustu,Kainat Sustu ...
Bülbül dedi : '' Bu Dikenlerin Çok Can Yakar,Batar,Aramıza girer.''
Gül Cevaben : ''Bu Dikenlerdi beni yalnız senin yapan,onlar olmazsa kaç el değerdi bana bunca zaman?''
Bülbül tebessüm etti,hoşuna gitti bu sözler,ama Gül yine gülmedi.
Gül hazin,hüzün ve hicranın simgesi olmuştu Bülbül için ...
Bülbül Dedi ki Gül'e '' Gülleri Solduran Gülebilmezmiş,ama gül kendi kendini soldurursa aşığı da gülebilmezmiş''
Gül,Şen Gül,Ay Gül,Son Gül,Tek Gül,Bir Gül,Can Gül ... Hepsi sensin a Beyaz Gül'üm
BEYAZ,BEYAZ dedi Bülbül Gül birden canlandı,niçin gülemediğini anladı çünkü Beyaz'dı,Ölüm Gibi,Kefen gibi Beyazdı oysa Can Gibi,Kan Gibi,Ateş Gibi Kırmızı olsa gülebilirdi,ateş gibi,kan gibi kırmızı olursa gülerdi ancak ...
Bülbül çok üzülüyor,kendi kendini yiyordu bu gül niye gülmezdi,Gül açan bağlarda gülen Gül'e Hasretten nice Bülbüller Solardı...
Tek Yolu Vardı bu Gül'e kırmızı renk vermek gerekti,ama nasıl?
Her gün düşündü Bülbül,Hergün feryad etti bu aşka ...
En sonunda dedi kendi kendine :
''Bunca yıl Gül'ü yabancı ellerden koruyan dikenler bana da mezar olacak ''
Bir hışımla fırladı yerinden Bülbül ve uçtu Gül'ün yumuşak,taze,aşk kokan kollarına doğru ve sarıldı Gül'ün beline ve Gül kırmızı oldu,m Güldü ama Bülbül göremedi ...

Gül gülse ne olur Bülbül göremedikten sonra demeyin,
İşte Gerçek aşk budur,Sen Göremesen Bile Sevdiğinin Mutlu Olması,Gülmesi için Fedakarlık Yapmak ...

alıntı

22 Şubat 2012 Çarşamba

Ağlama Meleğim..



AĞLAMA MELEĞİM
Ağlama ne olur ağlama 
Yüreğinde hüzün gözlerin nemli
Unutmuş gülmeyi güzel yüzün 
Sevdası sarmış yüreğini 

Bak meleğim şimdi bahar 
Güller açmış her yerde 
Yıldızlar dans ediyor 
Ay ise hilal de 

Deniz dalgalanıyor mutlu 
Yıldızlara serenatta 
Martılar çığlık çığlığa 
Eşlikte dalgalara 
Yakamoz olmuş 

Elmaslar gibi kırılmış sularda 
Bulutsuz gökyüzü 
Yok gözyaşı bulutlarda 
Ağlama meleğim ağlama 
Şimdi hüzünlere yer yok 
Şimdi mevsim baharda 

Resimler  prenseskarya

şiir
AYŞE KARAN 


21 Şubat 2012 Salı

Sevdim seni bir kere..



Sevdim seni bir kere
Başkasını sevemem
Deli diyorlar bana
Desinler değişemem
Desinler değişemem

Daha yolun başındasın
Değişirsin diyorlar
Oysa sana çıkıyor
Bildiğim bütün yollar

Sevgi anlaşmak değildir
Nedensiz de sevilir
Bazen küçük bir an için
Ömür bile verilir

Resim benim çalışmam..

18 Kasım 2011 Cuma

DİLİ OLDUN DUYGULARIN.



Damla damla inciler çiziyorum ansızın
Düşe saydığım yarınlara
Yaşanmamışlıklar fidan olmuş suskumda…
Ellerimde çalakalem duygular
Mecnuna Leyla’yı veriyorum her vakit
Karakalemle tebessüm deminde
Umudu zerk ediyorum tuvalin dört bir yanına
Topyekûn silip ezberlerimi
Vuslatın nüansını düşüyorum usulca
Çıldırasıya özlem
Çıldırasıya dua…
Aşkı sol yanımda keşfediyorum
Özlemimde kırlaşan saçlarıyla sevgilim
Bin bir ihtişamla
Vuslatı resmediyorum…
Hazal Karadağ